banner72

ÇAYKUR'da özelleştirme yerine iyileştirme üreticiyi kurtarır!

Rize'nin Milletvekili Adayı Okumuş'dan ÇAYKUR ile iligli önemli açıklama geldi.

ÇAYKUR'da özelleştirme yerine iyileştirme üreticiyi kurtarır!
banner75

Türkiye’nin, dünyadaki özelleştirme modelini iyi okuyamadığına dikkat çeken ; Rize Milletvekili adayı olmak için genel seçimlere iki yıl kala Türk siyasetinde bir ilk olarak degerlendirilen , Rize’li hemşehrilerinin büyük bir ilgi-destek gösterdikleri tarihi bir kampanya başlatmış olan   ; “ siyasetçi-milletvekili olmak için değil , Rize’min , Türkiye’min , halkımın hizmetkarı olmak için , siyasette kalıplaşmış tabuları yıkmak için adayım”   söylemiyle yola çıkan  , dünya-ulusal-Rize medyasında “Müthiş Türk” ünvanıyla defalarca manşetlere taşınmış olan Rize’li Mehmet Okumuş uyardı:  “ÇAYKUR’da özelleştirme yerine, iyileştirmeye yapılmalı. Aksi halde geçimini çayla sağlayan Rize ve bölge halkı mağdur edilir.”
Dünya genelinde yapılan özelleştirmeyle, Türkiye’de uygulanan model arasında birtakım farklılıkların bulunduğunu savunan Uluslararası Ekonomi Dergisi Şubat 2010 sayili  Ekovitrin’de konuk-uzman yazar olarak yazdigi köşe yazısında  Rize’li  Mehmet Okumuş: “Zarar eden ve bu nedenle devletin sırtında ağır bir ekonomik kambur haline dönüşen bazı kamu kurumlarının özel sektöre satışına özelleştirme deniyor. Bu model Avrupa ve Amerika dahil olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde uygulanıyor. Buraya kadar bir sorun yok! Fakat kâr eden, ya da ekonomik anlamda ülke için önem arzeden bazı devlet kurumlarının satışı sözkonusu olunca işin rengi değişiyor ve “Peşkeş” iddiaları ortalığı karıştırmaya başlıyor… Hatırlayacaksınız Türkiye’de Tüpraş, Telekom gibi kâr eden kurumların satışı da bu anlamda oldukça garipsenmiş ve tepkiyle karşılanmıştı. İdeolojik yaklaşımlardan uzak bir şekilde objektif bir yaklaşımla konuya baktığımızda altın yumurtlayan tavuk konumundaki devlet kurumlarının satılması elbette doğru bir karar olarak değerlendirilemez” açıklamasında bulundu.
1 MİLYAR DOLARLIK ÇAY PAZARI YABANCILARIN ELİNE GEÇMEMELİ
Bankacılık, enerji, telekomünikasyon ve medya başta olmak üzere birçok sektörde özelleştirmeler yapan Türkiye’nin doğru bir strateji izleyip, izlemediğine dair görüşlerini dile getiren Okumuş şunları söyledi: “Evvela şunu sormak lazım. Dünyanın birçok ülkesinde özelleştirme olarak ortaya çıkan model Türkiye’de neden geniş kesimler tarafından destek bulamıyor ve peşkeş olarak algılanıyor? Yanıt için örneğin özelleştirme kapsamına alınan ÇAYKUR’a şöyle bir bakalım ve Rize ile Doğu Karadeniz bölge halkı için oldukça önemli geçim kaynağı olan çay sektörüyle özelleştirmenin analizini yapalım. Biraz geriye gittiğimizde devlet tekelinin ilk olarak 1984 yılında çıkarılan kanunla kırıldığını ve çay üretiminin özel sektöre açıldığını görüyoruz. Ancak o günden bugüne özel sektör tarafından yüzlerce fabrika açılmasına rağmen başarılı bir grafik yakalanamadı. Çünkü çayla yakından uzaktan ilgilenen herkes, bu sektörün devlet desteği olmadan hayatta kalamayacağını iyi bilir. 1 milyondan fazla insanın direk geçim kaynağı olan çay, Türkiye’de 1 milyar dolarlık pazara sahip. Ve şimdi sıkı durun çünkü tek başına bu pazarın yüzde 65’ine sahip olan ÇAYKUR özelleştirme kapsamında... Şimdi soruyorum parçaları yan yana koyduğunuzda ortaya çıkan büyük fotoğrafta ne görüyorsunuz? Konunun daha net anlaşılabilmesi için biraz daha fikir jimnastiği yapalım ve ÇAYKUR’un da önceki özelleştirme çalışmalarında olduğu gibi yabancılar tarafından satın alındığını düşünelim.
O zaman ne olur? 
Tabii ki yerli çay pazarını elinde tutan ÇAYKUR’u ele geçiren yabancılar, ikinci adımda ithal çay oranını patlatarak Türkiye’yi çay alanında da ithalata mâhkum ederler. Çünkü özelleştirilmeyle birlikte yabancı şirketlerin önündeki en büyük engel olan ve yılda yaklaşık 600.000 ton civarında yaş çay alıp işleyen, paketleyen, pazarlama ağı ve güven verici markası sayesinde piyasanın yüzde 65’ine sahip olan ÇAYKUR ortadan kaldırılmış olur.
Bundan iyisi ballı kadayıf… Yabancı şirketler böylece çay pazarında istediği gibi at oynatma şansını yakalamış olur. Hiç kimse ortaya çıkacak bu realiteleri komplo teorisi olarak tanımlayıp bağıra bağıra gelen “sosyal ve ekonomik tehlikeyi” basite indirgeyemez, çünkü bu özelleştirme gerçekleşirse çay üreticisi mağdur olacak. ÇAYKUR’un piyasa üzerindeki hakimiyetini ele geçiren yabancı şirketler özelleştirmenin ardından önce Sri Lanka, Hindistan ve Kenya gibi ülkelerden ucuz çay ithalini patlatacak, sonra önceden oturmuş satış fiyatları sayesinde ithal çayda herhangi bir ucuzlama yapmadan tatlı kârlar sağlayacak. İthal çayın piyasaya hakim olmasıyla yerli üretici, ağır maliyetlerden dolayı rekabet edemeyecek ve üretimden eline eteğine çekmek zorunda kalacak. Tarım sektöründeki diğer üreticiler gibi çay üreticisi de tarımdan uzaklaşarak, büyükşehirlere göç etmek zorunda kalacak, sonra iş bulamayacak ve ekonomik çıkmaz, sosyal bunalımlara dönüşecek.”
ÇAYDA MUTLU SONA ULAŞTIRACAK FORMÜL
Tarım sektöründeki ürünler arasında çayın oldukça önemli bir yere sahip olduğunu belirten ve bugüne kadar çıkarılan 13 kanun bu önemi ortaya koyduğunu söyleyen Okumuş; hem üreticinin mağdur olmayacağı, hem de Türkiye’nin kazançlı çıkacağı formülü şöyle anlatıyor:  “Karadeniz bölgesinde ekonominin ve sosyal hayatın temel unsuru olan çayda mutlu bir son için ÇAYKUR’da özelleştirme yerine, iyileştirme yapılmalı. İşe ÇAYKUR’un rehabilitasyonundan başlayarak, kurum modern bir yapıya kavuşturulmalı. Dahilde işleme rejimi sayesinde Türkiye’ye resmi yoldan vergisiz ve gümrüksüz çay girişi engellenmeli. Ayrıca yakalanan kaçak ithal çayların açık arttırmada düşük fiyattan yine kaçakçılar tarafından alınıp legal hale getirilmesinin önüne geçilmeli. Çay üretim alanları disiplin altına alınarak sağlıklı bir kayıt sistemine geçilmeli. AR–GE çalışmaları desteklenerek, yaşlanan çaylıklar yenilenmeli.  Düşük taban fiyatından vazgeçilerek üretici daha fazla desteklenmeli. Bu ve buna benzer başlıklar altında sıralayabileceğimiz bazı iyileştirmeler hayata geçirilerek, çay pazarında özelleştirme yerine iyileştirme yapılabilir ve bu sayede tarım kesiminin mağdur olmasının önüne geçilebilir. İşsizliğin her geçen gün arttığı Türkiye’de işsizler ordusuna yenilerine katmak yerine; tarım sektörü desteklenerek, istihdama katkı sağlanabilir. Ekonomik anlamda Avrupa ülkelerini model almaya çalışan Türkiye’nin, tarım sektöründe bu ülkelerin kendi üreticilerine ne kadar yüksek sübvansiyonlar verdiğini göz önünde tutması gerekir. Nüfusun büyük bölümünün ekmeğini tarımdan kazandığını hesaba katarsak doğru olan yaklaşımın özelleştirmeyle tarımdan çekilmek değil, iyileştirmeyle bu sektöre yatırım yapmak olduğunu görürüz.
Aslen Rizeli olduğumdan çayın bölge halkı için ne denli önem taşıdığını iyi bilenlerdenim. Çünkü ailem çay sektöründen geliyor, hatta eğitimimi tamamlayıp yurtdışına açılabilmeyi de çay sektörüne borçluyum. Aldığım eğitimin ardından bugün 6 kıtada, 30 ülkeyi karış karış gezme imkanı buldum. Siyasi, diplomat, sanatçı ve birçok ünlü isme turizm ve halkla ilişkiler uzmanı olarak danışmanlık yaptım. Yurtdışında yaşamama rağmen ÇAYKUR’la ilgili konunun özüne hakimim, keza arka planı iyi biliyorum. Çocukluk yılları tarlada çay toplamak, çuvalları sırtlamakla geçmiş ama bugün uluslararası konjonktürü iyi okuyabilen biri olarak ekonomi yönetimine sesleniyorum: “1 milyon insanı ilgilendiren çay konusunda lütfen duyarlı yaklaşımlarda bulununuz. Bugün bile bölgenin en önemli geçim kaynağı olan çay sayesinde eğitimini tamamlamak zorunda olan binlerce çocuğumuz var. Çay üretimiyle geçimini sağlayan aileler ve çocuklar açısından izlenecek strateji çok önemli. Bu nedenle Rize ve bölge insanı için hayati önem taşıyan ÇAYKUR’la ilgili hükümetin; özelleştirme değil, iyileştirme yoluna gitmesi ve üreticiyi mağdur etmemesi gerektiği çağrısında bulunuyorum.”

Güncelleme Tarihi: 06 Şubat 2010, 14:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner74

banner73