Sigara dumanı tavanı sarartınca Osmanlı süslemesine başladı

Amasya'da oturdukları evin tavanı sigaradan sararan çift, sararan tavana çözüm bulmaya çalışırken tanıştıkları Osmanlı ve Türk tavan süsleme sanatını gelir kapası haline getirdi.

Sigara dumanı tavanı sarartınca Osmanlı süslemesine başladı

Beyazid Paşa Mahallesi'nde oturan emekli Ali Naki Karayazı (56) ile 3 çocuk annesi Gönül Karayazı'ya (58), sigara dumanından sararan tavanları ilham verdi.

Karayazı çifti, 8 yıl öncesine kadar karı koca, aşırı sigara tükettiklerini ve evde içtikleri sigarının oturdukları odanın tavanını sararttığını gördüklerini söylediler.

Bu durumun kendilerini rahatsız ettiğini ve çözüm bulmak için önce tavanı boyadıklarını ancak tavanın yeniden sarardığını anlatan Gönül Karayazı, sonra tavanı ağaç kapladıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Eşimle birlikte aşırı derecede sigara tüketiyorduk. Bu nedenle tavanlarımızda muazzam bir şekilde sararma oluyordu. Sürekli badana yapmak da işimize gelmedi. Bunun önüne nasıl geçebiliriz diye düşündük ve ahşap kaplamaya karar verdik. Lambri döşedik. Lambrinin de düz olması işimize gelmedi. Bir dönem tezhip sanatı ile uğraşmıştım, lambiriyi tezhip sanatı ile süslemeyi düşündük. Tavanı süsledikten sonra çok hoşumuza gitti. Bunu daha sonra çocuklarımızın ve eşimizin dostumuzun tavanlarında uyguladık."

02.20101031111938..jpg

Karayazı, tavan süslemesi yaparken aile dostlarından yardım aldıklarını ve sonra evlerinin altına birlikte bir atölye kurarak, burada üretime başladıklarını söyledi.

Yaptıkları işin Osmanlı ve Türk süsleme sanatının çok ince dallarından birisi olduğunu anlatan Ali Naki Karayazı ise işlerini severek yaptıklarını, imkanlarını genişletmeleri halinde çok daha iyi çalışmalar ortaya koyabileceklerini belirtti.

Kurslar açarak, kursiyerler yetiştirerek bu sanatı yaşatmayı istediklerini ifade eden Karayazı, "Tavan süsleme sanatı özveri isteyen zor bir iş. Günümüzde ise bu meslekle uğraşan çok fazla kimse yok. Ben de daha önce ticaretle uğraştım ve emekli oldum. Daha önce elime keser bile almamıştım ama sabır ve özveri ile yeni mesleğimi severek yapıyorum" dedi.

Yoğun bir ilgi ile karşılaştıklarını söyleyen Karayazı, yaptıkları işin emek istediğini, bir tavan süslemesinin 6-12 ay sürebildiğini kaydetti.

03.20101031111954..jpg

Karayazı, tavan süsleme sanatı ile uğraşırken karı koca sigaray ı bıraktıklarını da sözlerine ekledi.

Belediyeden emekli iki çocuk babası Lütfü Türker (53) ise tavan süsleme sanatına aile dostları olan Karayazı çiftinin kendisinden bu konuda yardım istemesiyle başladığını söyledi.

Yaptıkları çalışmanın atölye kısmı ile ilgili bilgi veren Türker, tamamen el işçiliği kullanarak çalıştıkları atölyede kıl testeresi ve zı mpara ile ağaca şekil ve motif verdiklerini anlattı.

İşe başlamadan önce tavan süslemesi yapılacak alanda milimetrik ölçüler aldıklarını ve uygulayacakları motifi seçtiklerini belirten Türker, "Ölçü ile beraber figürlerin büyüklüğü küçüklüğü atölyede detaylandırı lıyor. Atölyede kıl testeresi ve zımpara gibi el aletleri kullanıyoruz. Yapım aşaması tavanın büyüklüğü ve motiflerin yoğunluğuna göre 6 aydan bir yıla kadar sürmekte. Monte aşaması da yine tavanın büyüklüğü ve motifin yoğunluğuna göre bir ayı bulabilmektedir. Monte ve boyama aşamasında aile fertlerinden de yardım alıyoruz" diye konuştu.

Kullandıkları ağacın Osmanlı tavan süslemelerinde de kullanılan Kanada kavağı olduğunu kaydeden Türker, söz konusu ağacın hem kolay işlendiğini hem de kolay renklendirildiğini vurguladı.

Kanada kavağını temin etmekte zorlandıklarını, ağacın özellikle damarsız ve budaksız olmasına dikkat ettiklerini belirten Türker, elde edilen kavakların ise aylarca kurutulduğunu söyledi.

Bu iş ile yaklaşık 8 yıldır uğraştıklarını kendi oturdukları evlerinde de tavan süsleme örneklerinin bulunduğunu ve gelen konuklarının bu süslemelere hayran kaldıklarını anlatan Türker, Amasya'nın dışında da talep edilen yerlere tavan süslemesi yaptıklarını dile getirdi.

Maliyetin motiflerin yoğunluğu ile tavanın büyüklüğüne göre değiştiğini kaydeden Türker, insanların özellikle misafir ağırladığı salonlarında söz konusu süslemeleri tercih ettiklerini belirtti.

Tavan süsleme sanatının kaybolmaya yüz tutmakta olan bir sanat olduğuna işaret eden Türker, "Ülkemizde bir elin parmakları kadar insan bu işle uğraşıyor. Amasya'da ise bizden başka bu işle uğraşan kimse yok. Bu sanatı geliştirmek sevgi, sabır, çalışmak ve uzun uğraşlar istiyor. En büyük hayalimiz bir devlet büyüğümüzün Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımı zın, Genelkurmay Baş kanımızın makam odasına veya kabul salonuna atalarımızın yadigarı olan bu sanatı işlemek, mekanlarını özel kılmak. Bu bize gurur verir onurlandırır ve mutlu eder" dedi.

Atölyede boyamalara yardım eden Lütfü Türker'in eşi Gülserap Türker de yaptıkları işin çok keyifli olduğunu, zevkle çalıştıklarını kaydetti.

Güncelleme Tarihi: 31 Ekim 2010, 20:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER