banner72

Tuncel kurtiz (Ramiz Dayı) Kimdir ?

Tuncel kurtiz (Ramiz Dayıyı) Tanımak

Tuncel kurtiz (Ramiz Dayı) Kimdir ?

Onu yeni tanıyanlar sanırlar ki Ramiz Dayı piyangodan çıktı. Kaptı aga başrol oyuncusunun dizisinde bir rolü,  ee kısmet ya bu oturdu birden gündeme, yakaladı şöhreti. Nereye baksan Ramiz Dayı.. Her dediği flaş oluyor..Flaşlar modaya dönüşüyor. Anlamlı sözleri yürükleri dağılıyor..

Birkaç ömür vermiştir oysa sinemaya Tuncel Kurtiz.. Ve de vermeyi sürdürmekte.. Siyah-beyazdan renkliye daha sonra ekranlara uzanan dikenli yollarda kaç baharı kışa dönüştürmüştür de hiç yıpranmamıştır.

Bizim çocukluğumuz ve de gençliğimiz onun Yılmaz Güney’le çevirdiği filmleri izlemekle geçmiştir. Fikir dünyamız oynadıkları filmlerdeki karakterle şekillenmeye başlamış, gelişmiş bugünlere gelmiştir. Bugünlerde öfkelenip kızsak da bazen dünyaya yeniden gelsek yine onları izleyerek şekillenip büyümeden yana kullanırız tercihimizi…

Dünya küçük tam 12 yıl önce Ramiz Dayı pardon Tuncel Kurtiz’le yani gençliğimize iz bırakan biriyle oturup sohbet etme ve de tanışma fırsatını yakalamıştık. Hafızlarımızda o günkü canlığıyla yaşıyor da tekrarının izleme ve anımsama şansını Orhan Çavuşoğlu sayesinde kaybettik.

Anadolu Ajansı’nda çalıştığımız süreçte bir çok ülkeye göreve gitme fırsatı bulmuştuk. Bunlardan birinde de 1998 yılında Irak’a (Bağdat’a) gitmek nasip olmuştu. O dönem ambargo olduğu icin Bağdat’a uçak seferi yapılmıyordu. Ürdün’e Amman’a gidip oradan karayoluyla Bağdat’ta gidecektik.Neyse bu konuyu uzatmayalım.

Görev arkadaşım da muhabir olarak dış haberler servisinden Mehmet Ali Aksu’ydu. İstanbul’da havaalanında dış hatlarda oturmuş uçak saatini bekliyorduk. Bir baktım 3-5 metre ileri biri duruyor. Paltolu ve de kaşkollü omuzlarında pala bıyıklı. Birden heyecanlandım. O mudur diye. Biraz daha bakınca Tuncel Kurtiz olduğuna kanat getirdim. Hemen yerimden fırladım yanına gittim. Yani böyle bir fırsat kaçarımıydı ? ‘’Baba merhaba nasılsın’’dedim..’’Merhaba evlat, yoksa senle mi gideceğiz Almanya’ya’’dedi. ‘’Yok baba, ben gazeteciyim, Ürdün’e gideceğim sizi görünce yanınıza geldim’’dedim..Sonra anlattı ve kendisini bir kişinin bekleyeceğini söyledi. Bana nereli olduğumu sordu. Bene Trabzonlu olduğumu söyledim. Tanışma faslından sonra iyi yolculuklar dileyip ayrıldık.

Ben arkadaşımın yanına geçip oturdum. Sohbet ederken baktım bizim masaya geldi. ‘’Trabzonlu gazeteci söyle bakalım bir kadeh viski bizimki gelmedi biraz sohbet edelim’’dedi ve masamıza oturdu. Tabi benim için büyük heyecan ve gurur oldu. Yaklaşık bir saat geçmişten o ana uzanan bir zaman tüneline yolculuk yaptık. Yılmaz Güney’den, o zamanın Türk sinemasından, siyasetten, sanattan çok şey konuştuk. Feyiz aldık. Onurlandık. Muhabir arkadaşımda bizim sohbetimizin tümünü kameraya almıştı.

Tabi dönüşte büyük bir onurla bir çok kişiye o kaseti izlettik. Yolculuğumuzu Bağdat anılarımızı anlattık. Ancak Tuncel Kurtiz’le gelince büyük bir bölüm izleyen ‘’bu kimdi ‘’diye soruyordu. Bizde dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyorduk.

Sonra izlemeye devam ettik Tuncel babayı.. Ve izlerken hep ilk günkü heyecanımızı ve hayranlığımızı yüreğimizde taşıdık. Şimdi yine belki çoğu insan Tuncel Kurtiz’i değil de Ramiz dayıyı tanıyor. Olsun öyle bilsinler o şarap gibi yıllandıkça değeri artıyor..

Eee değerler düşerler kalkarlar ama üzerindeki çamur gitti mi gene altın gibi parlarlar..

Güncelleme Tarihi: 19 Şubat 2010, 22:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner74

banner73