Şamlıoğlu, Üçüncü Kişilerin Özel Öğretimi Dizayn Etmesine Müsaade Etmeyeceğiz.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Kemal Şamlıoğlu, Artı Eğitim Dergisine Verdiği Röportajda, Üçüncü Kişilerin özel öğretimi dizayn etmesine Müsaade Etmeyeceklerini söyledi.

Şamlıoğlu, Üçüncü Kişilerin Özel Öğretimi Dizayn Etmesine Müsaade Etmeyeceğiz.
Bu içerik 1859 kez okundu.

Röportaj için tıklayınız!

Özel öğretim sektörünün giderek güçlenen ve dayanaklı hale dönüşen bir duruma geldiğini belirten MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Kemal Şamlıoğlu, 2023 hedefi olan yüzde 15 oranına ulaşılacağını söylüyor. Bu alanı suistimal etmek isteyen terör örgütlerinin eğitimi bir “arayüz” olarak kullandıklarının görüldüğünü vurgulayan Şamlıoğlu, “15 Temmuz’dan sonra yayımlanan hemen tüm HSYK kararlarına bu durumun yansıdığı görülüyor. Yine özel öğretim faaliyetlerinin hangi sermaye grupları ile bağlantılı olarak yürütüldüğü de Bakanlığımızın takibinde. Bilmediğimiz, görmediğimiz bir “üçüncü kişi”nin özel öğretimi dizayn etmesine müsaade etmeyeceğiz.” diye konuşuyor.

Özel öğretim sektöründe dönüşüm süreci ve teşvik mekanizmasının oluşumu ile bir yükselme trendi yakalandı. Şu an için eğitim sektöründe özel öğretim kurumlarının yeri ve büyüklüğü hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Özellikle son üç yıldır özel öğretim kurumlarının nicelik ve nitelik olarak sürekli artan bir ivme içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu olumlu hareketlilikte Bakanlığımızın ortaya koyduğu iradenin önemli olduğunu düşünüyorum. Zira 14 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe giren Kanunla öngörülen dershane dönüşümü ve özel okullarda okuyan öğrencilere teşvik verilmesi süreçlerini Bakanlık olarak kararlılıkla ve başarıyla yürüttük, yürütmeye de devam ediyoruz.

Eğitim ve öğretim desteğinin özel okullar ve bu okullarda okuyan öğrencilerin sayısında ciddi bir artış sağladığı hem kayıtlarımızdan hem de sosyal ortaklarımızdan gelen dönütlerden açıkça görülüyor. Kaldı ki, destek sürecinin başladığı 2014-2015 öğretim yılından önce, özel okullarda kayıtlı öğrenci sayısı 656.096 iken destek uygulamasının da katkısıyla bugün 1.166.427 öğrencimizin özel okullarda öğrenim gördüğünü ve bu öğrencilerimizden  de 314.413’ünün destek kapsamında olduğunu görüyoruz.

Özel öğretim sektöründe bugün itibariyle;

» 8.042 özel okul (2.778 okul öncesi, 1.277 ilkokul, 1.412 ortaokul,

» 2.575 ortaöğretim okulu)

» 3.943 özel öğrenci yurdu

» 12.065 diğer özel öğretim kurumu

olmak üzere toplam 24.050 kurumumuzla hizmet veriyoruz.

TEŞVİKLER GAYESİNE HİZMET ETTİ

Özel öğretim teşviklerinin yarattığı etkileri ve gelinen aşamayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Özel okullara başvuran tüm öğrencilere teşvik verilmesi konusunda bir çalışma var mı?

Eğitim ve öğretim desteği, alt ve orta gelir düzeyindeki ailelerin özel okullarda eğitime erişim imkânı elde etmesini ve kontenjanlarını dolduramayan özel okullarımızın doluluk oranlarının arttırılmasını öngören çift yönlü bir mekanizma olarak geliştirildi. 2014-2015 öğretim yılından itibaren devam eden destek uygulamamızın ortaya çıkış gayesine hizmet ettiğini, her kesimin memnuniyetinden net bir şekilde görebiliyoruz. Bakanlığımız ayrıca 2012-2013 öğretim yılından bu yana Organize Sanayi Bölgeleri içinde, 2016-2017 öğretim yılından itibaren ise bu bölgeler dışında açılan özel mesleki ve teknik eğitim okullarında öğrenim gören öğrencilere de eğitim ve öğretim desteği veriyor. Eğitim ve öğretim desteği kapsamında şu ana kadar özel okullara 2.512.745.221 TL, OSB içi ve dışında açılan özel mesleki ve teknik eğitim okullarına ise 234.033.451 TL ödeme yaptık.

Eğitim ve öğretim desteği uygulamasını oldukça önemsiyoruz. Özel sektörün eğitimdeki payının artırılması yönündeki öncelikli politikalarımız çerçevesinde desteğin kapsamının da genişletilmesi üzerine çalışıyoruz. Ancak sizin de bildiğiniz gibi, Anayasamızın 65’ inci maddesinde devletimizin, sosyal ve ekonomik alanlardaki Anayasal görevlerini malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hükmü yer alıyor. Biz de bu noktada Maliye Bakanlığımız ile görüşmelerimizi sürdürüyor ve imkânları zorluyoruz.

OKULA DÖNÜŞÜM TAAHHÜDÜNDE BULUNANLAR YARARLANACAK

Dönüşüm süreci ile başlayan dönemden bugüne özel öğretim sektöründe ne gibi farklılaşmalar yaşandı? Temel lise ve diğer kurumlarda beklenen sonuçlar elde edilebildi mi? Bu alanda neler planlanmaktadır?

Öncelikle şunu belirteyim, dönüşüm sürecinin başladığı günden bu yana, 1.636 dershanenin başka bir özel öğretim kurumuna dönüşümünü gerçekleştirdik ve bu dershanelerden 1.471’i özel okula dönüşmeyi tercih etti. Neticede dershane dönüşümleri sayesinde 14 özel anaokulu, 16 özel ilkokul, 212 özel ortaokul ve 1.230 özel ortaöğretim kurumunu eğitim camiamıza kazandırmış olduk.

Bakanlığımızın, hâlihazırda yüzde 7,6 olan özel okula devam eden öğrenci oranını 2023’e kadar yüzde 15’e taşıma hedefi bulunuyor. Dönüşüm sürecinin bu hedefe ulaşmada ciddi bir katkı sağladığı muhakkaktır.

Temel liseler ise, girişimcilerimizin olası mağduriyetlerinin önüne geçmek amacıyla kanuni zorunluluk olarak ortaya konulan, dönüşüm sürecine özgü geçici bir modeldir. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu gereğince de 2018-2019 öğretim yılı bitimiyle; temel liseler yerine eğitim sistemimizin kalıcı unsurları olan özel liselerimiz faaliyet göstermeye devam edecekler.

Bunun yanı sıra, Maliye Bakanlığı ile müştereken hazırladığımız ve geçtiğimiz ay yayımlanan yönetmelik ile özel okula dönüşüm taahhüdünde bulunan dershanelere iki tür destek imkanı sunuyoruz. Bu Yönetmeliğe göre dönüşüm programına dahil dershaneler lehine Hazine taşınmazları üzerinde 25 yıla kadar irtifak hakkı kurulabilecek ya da mülkiyeti Hazineye ait olmakla Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli binaların tamamı veya bir kısmı pazarlık usulü ile 10 yıla kadar kiralanabilecek. Bu noktada irtifak hakkı ve bina kiralama ihalelerine katılabilmek için dershane kurucularının 1/9/2015 tarihine kadar dönüşüm programına alınmış ve bu kapsamda özel okula dönüşüm taahhüdünde bulunmuş olması Yönetmelikte aranan en önemli şart olarak görülüyor.

Özel okulların eğitim sistemimize yaptığı katkılardan bahsedebilir misiniz? Özel okulların ülkemiz açısından yarattığı en büyük değer nedir?

Eğitim hizmetinin, toplumun ihtiyaç ve eğilimindeki değişimlere uyum sağlaması, değişen ve gelişen koşullara ayak uydurması için şekillenmesi zaruridir. Bugün eğitim hizmetinin şekillenmesinde özel okullarımızın önemli bir rolü olduğu kuşkusuzdur.

Nüfus artış hızımız ve ekonomik büyümemiz göz önünde tutulduğunda, bu alanda yatırım yapma niyetinde olan girişimcilerin desteklenmesinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu görüyoruz. Zira arazi, bina, demirbaş yatırımları, her yıl artan oranda ekonomik işlem hacimleri, sektörel büyüklüklerinin yanı sıra öğrenci maliyetlerini üstlenmeleri, istihdam yaratmaları ve ödedikleri vergilerle, özel okullarımızın, devletimizin üzerindeki kamu hizmeti verme yükünü önemli ölçüde hafiflettiğini söylemek gerekir. Bunun yanı sıra özel okullarımız, oluşturdukları rekabet ortamı ile eğitim ve öğretimin niteliğini artırıyor ve program geliştirme kabiliyetleri, sahip oldukları özgün ve üretken mekanizma itibariyle de yeni eğitim

Bu röportaj vesilesiyle, özel okullarımızın milli değerlere sahip çıkan ve dünya vizyonunu takip eden bir anlayışla Türk milli eğitiminin olmazsa olmaz unsurlarından oldukları yönündeki inancımı bir kez daha dile getirmek isterim. Birlik olmayı ve kardeş olmayı, değerlerine sahip çıkmayı, öz benliğinin farkında olmayı gelecek nesillerimize aşılayacak en büyük yardımcılarımızın özel öğretim kurumlarımız olduğunu düşünüyorum. artı eğitim Dergisini ayrıca yakından takip ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Özel Okullar modelleri geliştirme noktasında eğitim sistemimize önemli katkılar sunuyor.

ÖZEL OKULLARIMIZIN DAYANIKLILIĞI GÖRÜLMÜŞ OLDU

15 Temmuz sürecinden en çok eğitim sektörünün etkilendiğini görüyoruz. Kapanan okullar ve eğitim kurumlarının sektöre etkilerini değerlendirebilir misiniz? Bu konuda Bakanlığın kısa ve orta vadede önlemleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

15 Temmuz darbe girişimi, birçok anlamda ülkemiz için bir dönüm noktası oldu. Bu girişimi idare eden örgütlerin eğitim ve öğretim verme perdesi ardına gizlenerek devletimiz aleyhine kullandıkları bazı kurumlar, bu süreçte çıkarılan olağanüstü hal kararnameleri gereğince kapatıldı. Bu çerçevede yayımlanan 667 sayılı KHK kapsamında 1.060 özel okul, 845 özel yurt ve 352 diğer özel öğretim kurumu olmak üzere toplam 2.257 kurumun ruhsatları iptal edildi, kapatma işlemleri gerçekleştirildi. Kapatılan özel okulların hemen hemen hepsi 2016- 2017 öğretim yılından itibaren resmi okul olarak milletimize hizmet vermeye başladı.

Bu noktada, kapanan okullara rağmen özel okula devam eden öğrenci sayılarımızda bir azalma meydana gelmediğini ifade etmek isterim. Nitekim 2 Eylül 2015 ile 2 Eylül 2016 tarihleri arasındaki bir yıllık periyotta 1.021 özel okulumuz Bakanlığımızdan aldıkları ruhsat ile faaliyetlerine başladı. Yaşanan olaylara rağmen özel okulculuğumuzun oldukça dayanıklı bir yapıya sahip olduğu da bu vesileyle görülmüş oldu.

KANUNA UYMAYAN ÖZEL ÖĞRETİM KURSLARINA PARA CEZASI UYGULANACAK

Özel öğretim kurslarının mevcut durumları hakkında neler söylersiniz?

Bildiğiniz gibi dershanelerin dönüşümünü öngören Kanun değişikliğinden sonra Ağustos 2015’te, yeni bir kurum türü olarak özel öğretim kursları tanımlandı ve bu kursların Bakanlığımızca belirlenen sekiz bilim grubundan en fazla üçü ile faaliyet gösterebileceği düzenlendi. Ancak üç bilim grubu sınırlamasını öngören yönetmelik değişikliği dava konusu edilerek iptali istemiyle Danıştay’a taşındı. Yüksek Mahkeme, 2015 yılının Aralık ayında üç bilim grubu sınırlaması hakkında yürütmenin durdurulması kararı verdi. Bu karar üzerine bilim grubu sayısını 2016 yılı Nisan ayında beşe çıkardık. Ancak bir yandan da Bakanlığımızın yürütmenin durdurulması kararına karşı yaptığı itiraz Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından Mayıs 2016 tarihinde haklı bulunarak, Bakanlığın bilim grubu sınırlaması yapmaya yetkili olduğu hükme bağlandı. Bu kararın ardından Ağustos 2016 tarihinde, özel öğretim kurslarının bir bilim grubunda açılabileceğine ilişkin yine yönetmelik değişikliğine gittik. Akabinde de 676 sayılı KHK ile 5580 sayılı Kanun’da düzenleme yapılarak özel öğretim kursu tanımı bağımsız bir kurum olarak Kanun’a eklendi ve açılabilecek bilim grubu sayısı da bir olarak belirlendi.

Son tahlilde, daha önce açılmış olup birden fazla bilim grubuyla faaliyet gösteren kurumlar, 1/8/2017 tarihine kadar kendilerini bir bilim grubunda faaliyet gösterecek hale getirmek mecburiyetindeler. Bu tarihten sonra kurslarımızın takiplerini MEBBİS üzerinde oluşturulan e-Yaygın Modülünden takip edeceğiz ve dershane gibi çalışma eğiliminde olan, bilim grubu sınırlamasına riayet etmeyen kurumlara kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Belirtilen sınırların dışında faaliyet gösteren kurumlara idari para cezaları uygulanacak, sonrasında ise kurum açma ve işyeri açma ve çalışma ruhsatları iptal edilebilecektir.

GENEL MÜDÜRLÜĞÜN SON 1 YILLIK ÇALIŞMALARI

Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü olarak son 1 yılda yaptığınız çalışmaları nasıl özetlersiniz?

Son bir yılın, Genel Müdürlüğümüz çalışmaları açısından oldukça verimli geçtiğini düşünüyorum. Gerçekleştirdiğimiz mevzuat değişiklikleri ve getirdiğimiz yeniliklerle daha iyiye ulaşma gayreti içerisindeyiz. Çalışmalarımızın bir kısmına kısaca değinmek gerekirse, bu noktada özel öğrenci barınma hizmeti veren yerler meselesinin öncelikli meselelerimizden olduğunu ifade etmek isterim. Bildiğiniz gibi 6764 sayılı Kanun ile öğrencilere özel barınma hizmeti veren kurumlara iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verme yetkisi Bakanlığımıza verilmişti. Bu Kanun değişikliğinin ardından Bakanlar Kurulu tarafından yürütülecek olan özel öğrenci barınma hizmetlerine ilişkin yönetmelik taslağının yayımlanmak üzere Başbakanlıkta olduğunu biliyoruz. Bu kurumların standartları ile çalışma usul ve esaslarına ilişkin yönerge çalışmamız da yönetmeliğe müteakip yürürlüğe girecek.

Geçtiğimiz ay Özel Motorlu Taşıt Sürücü Kursları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlandı. Bu Yönetmelikle il  ve ilçelerin nüfusuna bağlı olarak sürücü kursu sayısına sınır getirildi. Ayrıca özel motorlu taşıt sürücüleri kurslarında verilen teorik ve direksiyon eğitimi derslerinin takibi ve denetimi hüküm altına alındı. Bu sayede, sürücü kurslarında verilen eğitimlerin ciddiyetini ve kalitesini artırmayı hedefliyor, “kurallı sürücü” yetiştirmenin Bakanlığımızın en önemli hassasiyetlerinden biri olduğunu vurgulamış oluyoruz. Bunun yanı sıra Bakanlıklar arası imzalanan protokol ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ndan Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilen mesleki yeterlilik eğitim merkezlerinin iş ve işlemlerinin nasıl yürütüleceğine ilişkin Şubat ayında Millî Eğitim Bakanlığı Özel Mesleki Yeterlilik Kursları Yönetmeliğini yayımladık. Yine bu kurslarımızın inceleme ve kontrolleri ile sınavları da hazırlanan yönerge çerçevesinde Genel Müdürlüğümüzce yürütmekte.

ATÖLYE VE LABORATUVARLAR ILE DONATIM STANDARTLARI BELIRLENEN ALANLAR

» Ayakkabı Ve Saraciye Teknolojisi Alanı

» Bilişim Teknolojileri Alanı

» Biyomedikal Cihaz Teknolojileri Alanı

» Elektrik Elektronik Teknolojileri Alanı

» Endüstriyel Otomasyon Alanı

» Gemi Yapımı Teknolojileri Alanı

» Gıda Teknolojisi Alanı

» Hayvan Yetiştiriciliği Ve Sağlığı Alanı

» İnşaat Teknolojisi Alanı

» Kimya Teknolojisi Alanı

» Kuyumculuk Teknolojisi Alanı

» Makine Teknolojisi Alanı

» Matbaa Teknolojisi Alanı

» Metal Teknolojisi Alanı

» Metalürji Teknolojisi Alanı

» Mobilya Ve İç Mekân Tasarımı Alanı

» Motorlu Araçlar Teknolojisi Alanı

» Plastik Teknolojisi Alanı

» Raylı Sistemler Teknolojisi Alanı

» Seramik Ve Cam Teknolojisi Alanı

» Tarım Alanı

» Tasarım Teknolojileri Alanı

• Tekstil Teknolojisi Alanı

• Tesisat Teknolojisi Ve İklimlendirme Alanı

• Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Alanı

Yine Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğimizde bir dizi önemli değişiklik yaptık. Bu değişikliklerin en önemlilerinden biri, özel mesleki ve teknik Anadolu liselerindeki alan ve dallara ilişkin atölye ve laboratuvar standartlarına ilişkin. Genel Müdürlüğümüz tarafından yürütülen çalışma doğrultusunda bu okullarımızda üretim yapılabilmesinin önünü de açtık. Hazırladığımız Özel Mesleki Ve Teknik Anadolu Lisesi Üretim Yönergesi ile öğrencilerin “eğitimde üretim, üretimde eğitim” yapmalarına imkân vermiş olduk. Bu sayede öğretmen ve öğrencilerin mesleki bilgi ve becerilerinin üretim içinde gelişiminin yanı sıra atölye, teçhizat ve donatıların aktif kullanılması sağlanmış olacak.

İl millî eğitim müdürlükleriyle belediyeler arasında yapılan protokolün Bakanlıkça onaylanmasından sonra belediyelerin ilköğretim ve ortaöğretim programlarına destek amaçlı ücretsiz kurslar açmalarına imkân sağladık. Özel öğretim kurumlarına kurucu isteğiyle eğitim ve öğretim faaliyetine ara verebilmesinin önünü açtık. Böylelikle ekonomik dara düşmüş kurumlarımıza kendilerini toparlamaları için süre vererek kapanmalarının önüne geçmeyi hedefledik. Okul öncesi eğitim kurumlarında görevli öğretmenlerin okutabileceği ders saati sayısını 32’den 40’a çıkardık. Özel ilkokulların dördüncü sınıflarında branş öğretmenlerinin derslerde görevlendirilmesi yönünde düzenleme yaptık. Yine özel okullarda nakil ve geçiş başvurularının veli talebi doğrultusunda e-Okul sistemi üzerinden zamana bağlı kalmaksızın yapılabilmesine ve üç ortaöğretim okulunun bir arada açılabilmesine imkân tanıdık. Bunlara ilaveten özel okullarımızın güvenliğini arttırmak amacıyla bahçe giriş ve bina kapıları öncelikli olmak üzere en az bir yıl süreyle süreyle görüntü kayıtlarını depolayacak güvenlik kamera sistemi kurulmasını mecburi tuttuk.

Yaptığımız çalışmaları özetlemek dahi zor; ancak son olarak Şubat ayında Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla örgün ve yaygın eğitim kurumlarında Fars, Kore ve Urdu dillerinde eğitim ve öğretim yapılmasının önünü açtığımızı ve böylelikle Türkiye’de eğitim ve öğretimi yapılabilecek yabancı dillerin sayısının on beşe yükseldiğini de ifade etmek isterim.

ŞEHİT VE GAZİLERİMİZİN BİZE EMANETİ OLAN ÇOCUKLARIMIZA HEP BİRLİKTE SAHİP ÇIKIYORUZ

Türkiye’de özel okul sektörünün diğer ülkelerle karşılaştırıldığında artı ve eksileri nelerdir?

Bu noktada da yine az önce değindiğimiz gibi, eğitim ve öğretim desteği uygulamasının önemli bir artı olduğunu görüyoruz. Zira sosyal devlet olmanın da bir gereği olarak düşünebileceğimiz bu destek uygulamasının birçok devlette örneği yok. Bazı ülkelerde ise verilen destek yerel yönetimlerin inisiyatifine bırakılmış durumda. Bizde ise destek, doğrudan devlet eliyle veriliyor ve şartları belli.

Benzer şekilde biliyorsunuz, tüm özel öğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenci sayısının %3’ü oranında ücretsiz öğrenci okutulması yasal bir zorunluluk. Ancak bugün birçok okulumuzun bu oranın çok daha üzerinde öğrenciyi ücretsiz okutma eğiliminde olduğunu görüyoruz. Bu vesileyle şehit ve gazilerimizin bize emaneti olan çocuklarımıza hep birlikte sahip çıkıyor, vefa borcumuzu bir nebze olsun ödeyebilme gayreti gösteriyoruz.

SERMAYE GRUPLARINA YAKIN TAKİP

İzinsiz eğitim ve öğretim faaliyeti gösteren yerler hakkında ne tür önlemler alıyorsunuz?

Geçtiğimiz Aralık ayında yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun’la 5580 sayılı Kanunda birtakım değişiklikler yapıldı. Bu değişiklik ile önceki düzenlemede geçici ve sürekli kapatma şeklinde öngörülen yaptırımlar yerine ihdas edilen idari para cezaları ile daha etkin ve caydırıcı bir sistem oluşturulduğunu düşünüyoruz.

Bu doğrultuda en ağır yaptırımın ise, Bakanlıktan herhangi bir izin almaksızın eğitim ve öğretim faaliyeti gösteren yerlere uygulanması öngörülüyor. Kanun, bu yerler için brüt asgari ücretin 20 katı tutarında idari para cezası ile kapatma yaptırımını birlikte düzenliyor. Bu düzenleme, izinsiz faaliyetin neden olabileceği olası mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından oldukça önemli. Böylelikle Bakanlığımızın gözetim ve denetiminde olmayan, kayıt dışı olarak faaliyet göstermek isteyen eğitim kurumlarının etkin bir şekilde önüne geçmeyi hedefliyoruz. Velilerimizin, öğrencilerimizin, personelimizin Bakanlığın tanımadığı bir kurumla yaşayacağı sorunlar bu sayede daha en başından engellenmiş olacak.

Ayrıca FETÖ/PDY, PKK gibi terör örgütlerinin izinsiz eğitim faaliyeti gösteren yerlerde yuvalanmalarının da bu vesileyle önüne geçeceğiz. Bu noktada, FETÖ/PDY terör örgütü için eğitimin bir “arayüz” konumunda olduğunun 15 Temmuz’dan sonra yayımlanan hemen tüm HSYK kararlarına da yansıdığı görülüyor. Yine özel öğretim faaliyetlerinin hangi sermaye grupları ile bağlantılı olarak yürütüldüğü de Bakanlığımızın takibinde. Bilmediğimiz, görmediğimiz bir “üçüncü kişi”nin özel öğretimi dizayn etmesine müsaade etmeyeceğiz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Tehlikenin Farkında mısınız?
Tehlikenin Farkında mısınız?
Beşiktaş bir ilke imza atacak
Beşiktaş bir ilke imza atacak