banner72

Toprağa Vefa

Yıllardır ekip biçtikleri arazilere, bakıp büyüttükleri hayvanlara vefalarını eksik etmez büyüklerimiz. Şahınkaya.com sitesi yazarı Sami Ayan'ın yazısı..Biz çok beğendik sizlerle paylaşalım dedik..

Toprağa Vefa


 

SIĞIRLARA VEFA, TARLALARA VEFA

 

 

 

 

 

Yöremiz geçmişte tarım ve hayvancılıkla geçinirdi. İnsanların her şeyi tarım; yani tarlaları, çayırları; hayvancılık yani inekler, mezra ve yaylalardı.

 

 

 

 

 

Onun içindir ki bu gün yaşlı kategorisindeki hiç kimse bu unsurlara laf söyletmez. İsterler ki her şey eski seyrinde devam etsin. Zamanın değiştiğini, tarım ve hayvancılığa dayalı bir yaşamın artık geride kaldığını anlamak istemezler.

 

 

 

 

 

Mesela onlara 'şu inekleri satalım. Bu işte artık kar kalmadı. İnek bir yılda kendi değerinin iki katını yiyor. Sadece süt ve tereyağı için inekleri beslememize gerek yok. Bir yılda ne kadar hayvansal gıda tüketiriz ben onları sana garanti ediyorum' desek belki onlarca karşı gerekçe ile yüz yüze kalırız.

 

 

 

 

 

Misal;

 

 

 

 

 

"Bu güne kadar onlar ile gelduk,"

 

 

 

 

 

"Biz ne yaptuk ise bu siğirlar ile yaptuk,"

 

 

 

 

 

"Kendunuzi beğendunuz,"

 

 

 

 

 

"Beni yormayuler,"

 

 

 

 

 

"Biz başkasinun bişeyini yeyemezuk,"

 

 

 

 

 

"E her zaman birine obirine mi yalvaracağuk,"

 

 

 

 

 

"Siğir berekettur, köyde duran bir siğir saklayacak."

 

 

 

 

 

"Gene gelen gideni onlar ile ağirlayuruk, onlar ile gelene bişe uzatuyuruk."

 

 

 

 

 

"Siğirlar ile ne zorun var ne yapayurler sana?!.."

 

 

 

 

 

"E dilsuz heyvandurler elumuze bakayurler, yituremezuk olari,"

 

 

 

 

 

Benzer bir sürü daha gerekçeden sonra…

 

 

 

 

 

"Kurbanda bakalum ne yaparuk…"

 

 

 

 

 

Veeee en son cümle

 

 

 

 

 

"E bu meseleyi kapat siğirlardan yokari takilma!"

 

 

 

 

 

Evet konuyu kapatmakta yarar var. Zira bu meselede rantabl olmak gibi bir durum söz konusu değildir. Hem amaçta kar sağlamak değildir. Evde sığır bulunması ocağın tütmesidir. Evin şenlik olması ve şenlik kalmasının nedenidir. Evin direğidir sığırlar. Bir evde sığırlar satıldı mı o evin kapısı her an kapanmaya mahkûmdur. Onun için yüzeyde görünen bir yığın gerekçeye rağmen sığırlar satılmamalıdır. Sığırlar köydeki evin direğidir.

 

 

 

 

 

……

 

 

 

 

 

Sığırlarda durum böyleyken toprakta farklı mı?

 

 

 

 

 

Değil...

 

 

 

 

 

Sahip olduğumuz bütün araziyi işlemek ister büyüklerimiz. Ürün alıp almamak, kârlı olup olmamak önemli değildir. Toprak kimliktir. İşlenmelidir. Bakılmalıdır. Sahip çıkılmalıdır. Yoksa kınanırsın, eleştirilirsin, sövülürsün(!)

 

 

 

 

 

Sığırlar için geçerli olan gerekçeler büyük oranda toprak için de geçerlidir. Denilse ki ‘Yahu şu tarlayı belliyoruz, kazıyoruz, toprağını dibinden baş tarafına taşıyoruz, gübreliyoruz, etraf orman oldu, sonra ürün yetişince yaban hayvanları gelip altını üstüne getiriyor, biçiyoruz yeniden temizliyoruz vs vs. Aldığımız ürün nedir? Bırakalım şu toprağı işlemeyi. Ya da ürün şeklini değiştirelim, burasını meyvelik yapalım, ya da çimen olarak kalsın çevre güzelleşsin. Hem ben sana tarladan ne ürün alıyorsan garanti ediyorum. Bırakalım bu işleri"…

 

 

 

 

 

Bu adeta büyüklerimizin kafasına mermi sıkmaktır. Tepkiler hemen hazırdır.

 

 

 

 

 

"Evun yanında tarla bırakılur mi?"

 

 

 

 

 

"Adama soğerler!"

 

 

 

 

 

"O misilim çayir brakacağuk oni?..."

 

 

 

 

 

"Biz başka bişe yeyemezuk!..."

 

 

 

 

 

"Koliva istersuuun!!!"

 

 

 

 

 

"Kişun truşi yeyecesun nerden?"

 

 

 

 

 

"Beni yormayur, haboyle yavaş yavaş oğraşuyurum..."

 

 

 

 

 

"Sana hacan derum gel çaliş orda sen gelma.."

 

 

 

 

 

"Yerundur oyle mi brakacasun oni?!..."

 

 

 

 

 

Yani bahaneler bitmez. Büyüklerimiz topraklarını işlemekle kimliklerine sahip çıkmayı özdeşleştirmişler. Kimin arazisi ‘ğozan’ kalmışsa kökü kurumuştur. O ‘adam değildir’ ‘ondan bişey olmaz’ ‘ayıp etmiştir’ Yani toprağa da vefa vardır bizde. Büyükler ölünce onları böyle davranmakla sürekli eleştiren büyük evlat alır yerlerini. Kadastroya koşar, tapuya koşar ‘sinorlarını’ tam olarak bilemediği yerlerine yani kimliğine sahip çıkmak için….

 

 

 

Yıllarca yaparken eleştirdiği şeyleri bu kez gönüllü yapmak üzere… (61HABER)


Güncelleme Tarihi: 12 Ocak 2010, 23:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner74

banner73