banner72

Ziraat Mühendislerine Karpuz Ve Kavun Hastalıkları Anlatıldı

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Aysan, son iki yılda bölgede yaklaşık bin dekar karpuz ve kavun ekili alanı etkileyen bakteriyel meyve lekesi hastalığının önlenmesinin ilk şartının hastalıksız tohum olduğunu söyledi.

Ziraat Mühendislerine Karpuz Ve Kavun Hastalıkları Anlatıldı

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Aysan, son iki yılda bölgede yaklaşık bin dekar karpuz ve kavun ekili alanı etkileyen bakteriyel meyve lekesi hastalığının önlenmesinin ilk şartının hastalıksız tohum olduğunu söyledi.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesi tarafından düzenlenen "Karpuz ve Kavun’da Bakteriyel Meyve Lekesi Hastalığı" seminerine 50’yi aşkın ziraat mühendisi katıldı.

Ziraat Mühendisleri Odası toplantı salonundaki seminerde konuşan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Aysan, hastalığın ülkemizde ilk defa 1996’da Edirne’nin Enez ilçesinde ortaya çıktığını ve üretim alanı yakılarak temizlendiğini söyledi. Hastalığın, 2004 yılında ise Doğu Akdeniz Bölgesi’nde karpuz üretim alanlarında tespit edildiğini belirten Prof. Dr. Aysan şöyle konuştu:

"2009 ve 2010 yıllarında hastalık bölgemizde karpuz ve kavunlarda görülmüştür. Hastalık kavunu da etkiler, meyve yüzeyinde küçük su emmiş lekeler gözlenir. Olgun karpuz meyvelerinde nekrotik alanlar ve kabuk çatlakları gözlenirken kavunlarda halka şeklinde lekeler oluşur. Hastalık kavun meyvesinin etli kısmını hastalandıramaz. Sağlıklı görülen pek çok yaprakta etmen bulaşık olabilir. Önceleri bakteri yaprakta belirti oluşturmadan bulunur. Nemli koşullarda yaprak kenarlarında su emmiş alanlar oluşur ve bunlar sonradan kahverengileşir. Yayılması sadece enfekteli yaprağın ortasından olur. Bu yaprak lezyonları inokulum deposudur. Gövde, petioller ve kökler hastalanmaz. 2009 yılında Adana Tarım İl Müdürlüğü karpuz tarlalarında surveyler yapmış, toplanan örneklerde üniversite ile zirai mücadelenin ortak çalışmalarıyla etmen 'Acidovorax avenae subsp citrulli’ olarak teşhis edilmiştir. 2010 yılında da daha az ama benzer simptomlarla şüpheli karpuz tarlaları görülmüş ve bu yılda Aac rapor edilip, bakanlığın emriyle gerekli karantina tedbirleri alınmıştır.”

Prof. Dr. Yeşim Aysan, hastalıkla mücadele ilk şartın hastalıksız tohum olduğunu, ithal tohumların karantina kuruluşlarınca dikkatle test edilmesi gerektiğini belirtti. Prof. Aysan, "Sadece karpuz tohumlarında değil, tüm kabakgillerde (anaçlar dahil) Aac aranmalıdır. Tohum veya fidedeki en küçük bulaşıklığı saptayabilecek yöntemler geliştirilmelidir” dedi.

Mücadelenin tohum firmaları ile de işbirliği yapılması gerektiğini de kaydeden Prof. Dr. Yeşim Aysan şu önerilerde bulundu:

"Hastalığın olmadığı ülkelerde veya bölgelerde tohum üretimi yapılmalıdır. Tohumluk alınacak yerlerde “tarla kontrolleri” yapılarak hastalık yönünden incelemeler yapılmalıdır. Kullanılacak tohumlara ön çimlenme yapılarak hastalıksız olduğu kontrol edilmelidir. Eğer bir tohum partisinde hastalık tespit edilmişse o partiden üretilen fidelerin tamamı imha edilmelidir. Hastalıksız fideyle üretime başlanmalı, İyi hazırlanmamış tarlada hastalık fazla görülür. Tarla hazırlığına önem verilmeli. Damlama sulama ve iyi bakım koşulları hastalığı azaltır. Bitki sulaması sabah erken ya da akşamüzeri yapılmalıdır. Eğer mümkünse karpuz üretim alanlarının etrafındaki diğer kabakgil üyelerini yetiştirilmemeli, Üretim yapılan alandaki yabancı otlar temizlenmeli. Zamansız kendiliğinden gelişen karpuz ve kavun fideleri tarladan yok edilmelidir. Üretim sezonu sonunda tüm bitki artıkları toplanmalı. Üretim alanında hastalık görüldüyse, hasta bitki hemen uzaklaştırılmalıdır. Bakteri sıcağı sevdiği için geç ekilen karpuzlarda hastalık daha şiddetli görülür. En az üç yıl üretim alanında herhangi bir kabakgil üretimi yapılmamalıdır. Üretim sezonu sonunda bulaşık tarlalara hayvan bırakılmamalıdır."

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2011, 10:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner74

banner73